Değerli basın emekçileri,
Bugün burada hakikatin sesi olmaya çalışan basın emekçilerinin, geçim derdi altında ezilen halkımızın ve yoksulluğun gölgesinde yürütülmeye çalışılan bir halk sağlığı mücadelesinin sesi olmak için bir aradayız.
10 ocak çalışan gazeteciler gününü kutlamaya hazırlanıyoruz. Ancak ne yazık ki bu ülkede gazeteciler için kutlamadan çok direnmenin, ayakta kalmanın ve bedel ödemenin günü haline gelmiştir.
Bugün Türkiye’ de gazeteciler;
Sansürle
Otosansürle
Düşük ücretlerle
Güvensiz çalışma koşullarıyla ve en acısından tutuklanma tehdidiyle karşı karşıyadır.
Halkın haber alma hakkı için çalışan gazetecilerin cezaevlerinde olduğu bir ülkede, gerçek bir basın özgürlüğünden söz edilemez.
Gazetecilik suç değildir.
Hakikati yazmak, soru sormak, gerçeğin peşinden gitmek suç değildir.
Bu vesileyle; öncelikle mesleğini onuruyla yapan, tüm basın emekçilerinin 10 ocak çalışan gazeteciler gününü kutluyor,
Tutuklu buluna tüm gazetecilerin bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını talep ediyoruz.
Ülkemizde milyonlarca insan için başka bir gerçek daha var: GEÇİNEMİYORUZ…
Asgari ücret cebe girmeden eriyor,
Emeklinin maaşı ayın ilk haftasında tükeniyor,
Gençler işsiz, çalışanlar yoksul…
Bu düzen sürdürülemez
İşte bu nedenle;
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde emekliler lehine düzenleme yapılması için nöbet eylemi kararı aldı.
Partimizin aldığı bu eylem kararını destekliyor ve biz de 10 Ocak cumartesi günü “Geçim yoksa Meydan var” diyerek, Bozhane Çınar altından Atatürk Anıtına yürüyoruz.
Bu yürüyüş;
Zam yağmuruna, Adaletsiz vergi sistemine,
Yoksulluğu kaderimiz gibi dayatan anlayışa karşı.
Bu yürüyüş;
Alın teri için.
İnsanca yaşam için
Eşitlik ve Adalet için yapılacak.
Tüm halkımızı, emeğinin karşılığını almak isteyen herkesi sesimize ses katmaya davet ediyoruz.
ülkemizde açıklanan insanca yaşamaktan uzak asgari ücret, milyonlarca yurttaşımızı, yetersiz beslenmeye, sağlıksız çalışma koşullarına ve güvensiz bir hayata mahkum etmekte.
Biliyorsunuz içinde bulunduğumuz hafta; Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası
Ve hepimiz biliyoruz ki,
Veremle mücadelede düzenli ve dengeli beslenme temel koşul…
İktidar bir yandan veremle mücadeleden söz ederken, diğer yandan halkı yoksulluğa ve sağlıksız koşullara mahkum eden politikaları sürdürmektedir.
Koruyucu sağlık hizmetleri zayıflatılmış, kamu sağlık sistemi yükün altında bırakılmıştır.
Sağlık bir hak olmaktan çıkarılıp,
Parası olanın ulaşabildiği bir hizmet haline getirilmiştir.
Bu gerçekleri dile getirmesi gereken basın emekçileri 10 ocak çalışan gazeteciler gününü ne yazık ki ağır baskılar, sansür ve ekonomik güvensizlik altında karşılamakta.
Gerçeğin peşinden giden gazeteciler susturulmak istenmekte, halkın haber alma hakkı da sistemli biçimde engellenmektedir.
Özgür basın olmadan ne sağlık hakkı korunur ne de demokrasi ayakta durur.
Ereğli’ de halkın yanında durmaya çalışan yerel yönetimler de aynı anlayışla baskı altına alınmaktadır.
Belediyelerin kaynakları kısıtlanmakta, halkçı sosyal politikalar engellenmektedir.
Oysa yoksullukla ve hastalıkla mücadelenin en güçlü ayaklarından biri yerel yönetimlerdir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak altını çiziyoruz;
Veremle mücadele, Yoksullukla mücadeleden
Basın Özgürlüğü, demokrasiden ayrı değildir…
Ve bu vesile ile zor koşullar altında görev yapan tüm çalışan gazetecilerin 10 ocak Çalışan Gazeteciler gününü
Gerçek anlamıyla özgür olacakları günlerin özlemiyle kutluyoruz.
Bu düzen değişecek
Dayanışma güçlenecek
Mücadele kazanacak
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Zerrin YILMAZ ERDOĞAN / CHP Kdz.Ereğli İlçe Başkanı