Askeri darbe dönemlerinde bile görülmemiş hukuksuzluklarla karşı karşıya kaldığımız ve durumun giderek beka sorununa dönüşmekte olduğu ortadadır. Hukuk, siyasi iktidarın keyfi müdahaleleriyle ayaklar altına alınmaya, adalet aygıtı politik çıkarların aracı haline getirilmeye ve adeta hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunun egemen olduğu antidemokratik bir düzen inşa edilmeye çalışılmaktadır.
Seçimle kazanılamayan yerel yönetimlerin, yargı marifetiyle ele geçirilmesi ve halkın demokratik tercihlerinin yok sayılması açık bir ulusal irade gaspıdır, kabul edilemez.
Siyasi parti genel başkanından gazeteciye, belediye başkanından akademisyene, sendikacıdan iş adamına, sanatçıdan ajans sahibine kadar birçok insanın hukuksuz gözaltı ve tutuklamalara maruz kaldığı bu süreçte, 40 yıllık terör örgütü elebaşından “sayın kurucu önder” yaratma gayretine de tanık olduk ne yazık ki. Tüm bunların ve İstanbul halkının özgür iradesiyle üç kez seçtiği Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce yetkisiz bir kurul kararıyla 35 yıllık diplomasının iptal edilmesinin ve ertesi gün gözaltına alınarak “terör örgütü liderliği” gibi akıl almaz bir iddia ile suçlanmasının demokrasiyle bağdaştırılması kuşkusuz mümkün değildir. Sınırları emperyalist cetvellerle değil, vatan evlatlarının asil kanlarıyla çizilmiş Türkiye Cumhuriyeti’ne bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktur.
Gün, sarayın saltanat ve hilafet düzenini sürdürmek isteyenlere karşı halk idaresini kuran Atatürk’ün mirasına sahip çıkma günüdür!
Gün, hukuku, adaleti ve milli iradeyi koruma günüdür!
Gün, bütün toplumsal ve siyasi muhalefetin Laik Cumhuriyet ve demokrasi için birlik olma günüdür.
LAİK CUMHURİYET, DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ VE ANAYASAL DÜZEN KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR!
Yaşasın Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye!